Atatürk'ün Geleceğe Yönelik Hedefleri

Konusu 'T.C. İnkilap Tarihi Ve Atatürkçülük' forumundadır ve Selin tarafından 18 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. Selin

    Selin Moderator

    Atatürk; dünyanın en asil milletlerinden biri olan Türk milletinin işgale uğradığı anda, orduların başkomutanı olarak ülkenin bağımsızlığına ve millî egemenlik temelinde Cumhuriyetin kurulmasına öncülük etti. Atatürk’ün en büyük tutkusu ve hedefi milletinin mutluluğuna hizmet etmekti. O, hiçbir zaman bu uğurda yaptıklarını yeterli görmüyordu. Halkının mutluluğu için yapılması gereken çok şey olduğunu dile getiriyordu.

    Atatürk, 29 Ekim 1933’te Ankara’da okuduğu 10. Yıl Nutku’nda geleceğe yönelik hedeflerini kısaca şöyle özetliyordu: “Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bundaki muvaffakıyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun beraber olarak kararlı yürümesine borçluyuz. Yaptıklarımızı asla yeterli görmemekteyiz. Daha çok ve daha büyük işleryapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Millî kültürümüzü çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu devamlı besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür. Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır, zekidir. Çünkü Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir.”1

    Atatürk yine bir konuşmasında şöyle diyordu: “Ellerimiz deniz kıyısında ve zincirlerle bağlı bir hâlde bulunuyor ve: ‘Ah bir kere hür olsak da şu denizde bir yüzsek.’ diyorduk. İşte bugün özgürlüğümüzü kazandık, zincirlerimizi kırdık. Denizde yüzmemize engel kalmadı. Fakat bir türlü suya giremiyoruz. Amaç, sadece hür olmak değilmiş. İş, yüzmeyi öğrenmekte ve kurtulmanın çaresine bakmaktaymış... Biz amansız düşmanlara göğüs gerdik ve sonunda galip geldik. Düşmanlarımıza galip geldiğimiz gibi, çalışarak bu sorunlarımızı da yeneceğiz. Fakat bu amacımızın gerçekleşmesi için beş - on yıl yeterli değildir... Başarı yavaş yavaş gerçekleşecek. Ülkemiz, yetiştireceği bürokratları, memurları, bilim insanları ve eserleriyle zafere ulaşacaktır.”2

    Atatürk’e göre geleceğin emanet edileceği bir gençliği yetiştirmek devletin görevleri arasındadır. Kendisine sunulan tüm fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek ve var gücüyle çalışmak da gençlerin görevidir. Türk genci, her şeyden önce milletin bütünlüğüne, bağımsızlığına, benliğine yönelen tehdit ve tehlikeleri göğüslemeyi öğrenmiş olmalıdır. Türk milletinin şan, şeref ve büyüklükleriyle dolu tarihinden güç almalıdır. Bir yandan geçmişiyle övünürken öbür yandan da geleceğe güvenle bakmak için vargücüyle çalışmalıdır.

    Her insanın güç ve yeteneği aynı değildir. Fakat herkes görevini yapar ve çalışırsa huzurlu ve güçlü bir toplum ortaya çıkar. Unutmamamız gerekir ki dünyada söz sahibi olmak her alanda yetişmiş insan gücüne sahip olmamızdan geçmektedir. Bireyler kendi yeteneklerini geliştirdikleri oranda, kendi mutluluklarına katkı sağladıkları gibi insanlığın gelişimine de katkıda bulunurlar.

Sayfayı Paylaş